Aksaray’ın Mayası: Somuncu Baba’nın Işığı Hâlâ Yolumuza Düşüyor
Yazının Giriş Tarihi: 21.11.2025 12:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.11.2025 13:00
Bazı şehirler vardır; içinden geçen yolun değil, içinden geçen sözün iz bıraktığı… Aksaray tam da böyle bir şehir. Son günlerde Somuncu Baba’nın 613. vuslat yıl dönümü anma töreniyle bir kez daha gördük ki, bu toprakların mayası hâlâ aynı hikmetle yoğruluyor.
Vali Kumbuzoğlu’nun da altını çizdiği gibi, “Aksaray tesadüfen seçilmiş bir şehir değildir.” Bu cümle aslında Anadolu’nun manevi atlasını okuma anahtarı gibi. Çünkü bir şehrin kaderi, içinden geçen büyüklerin nefesiyle şekillenir. Somuncu Baba’nın nefesi, Tapduk Emre’nin irfanı, Yunus Emre’nin duası… Düşünecek olursak, bugün bile duyduğumuz o derin huzur; bir zamanlar pişirilen somunların, söylenen hikmetli sözlerin bereketi olabilir mi?
Somuncu Baba yalnızca bir mürşit değildi. O, halkın ekmeğini yoğuran bir usta, gönlün karanlığını aydınlatan bir rehber, çağının ilerisinde duran bir bilgeydi. Hikmetiyle el tutup yol gösteren, ilmiyle ön açan bir insan… Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de bu: Bilgiyi paylaşan, ışığı çoğaltan, gönlü zengin insanlar.
Aksaray’ın bu noktada taşıdığı misyon büyük. Çünkü bu şehir sadece taşından toprağından ibaret değil; içinde yaşayan insanların karakterine işleyen bir irfan geleneğine sahip. Belediye Başkanı Evren Dinçer’in dediği gibi, Somuncu Baba’nın yaşantısı bugün bile bize büyük dersler fısıldıyor. Alçakgönüllülük, adalet, ilim, hizmet… Bunlar bir şehrin değil, bir milletin ayakta kalmasını sağlayan direklerdir.
Bugün bizler modern dünyanın koşuşturması arasında kaybolurken, Somuncu Baba’nın bıraktığı miras bize net bir şey hatırlatıyor: Kendi ışığını arayan, önce kendi gönül evini aydınlatmalı.
Her şey hızla değişirken, ahlakı, hikmeti ve insan olmanın özünü kaybetmeyen şehirler daima ayakta kalır. Aksaray da onlardan biri. Her tören, her anma, her dua belki bize şunu söylüyor:
“Geçmişi anlamadan geleceğe yürünmez.”
Somuncu Baba’nın nefesi bu şehre bir yön vermiş. Şimdi o yönü takip etmek, bu ışığı korumak, hikmetli duruşu yeni nesillere aktarmak da bizim sorumluluğumuz. Çünkü bu toprakların hikâyesi, ancak sahip çıkan olursa yaşamaya devam eder.
Bugün Aksaray sokaklarında dolaşırken insanların yüzünde gördüğümüz tevazu, belki de Somuncu Baba’nın bıraktığı en güçlü mirastır. Ve bu miras bizi hem köklerimize bağlıyor hem de geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.
Aksaray’ın irfanı, Anadolu’nun kalbinde yanan bir kandildir.
Kandilin sönmemesi ise hepimizin gayretine bağlı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Derya Özaba
Aksaray’ın Mayası: Somuncu Baba’nın Işığı Hâlâ Yolumuza Düşüyor
Bazı şehirler vardır; içinden geçen yolun değil, içinden geçen sözün iz bıraktığı… Aksaray tam da böyle bir şehir. Son günlerde Somuncu Baba’nın 613. vuslat yıl dönümü anma töreniyle bir kez daha gördük ki, bu toprakların mayası hâlâ aynı hikmetle yoğruluyor.
Vali Kumbuzoğlu’nun da altını çizdiği gibi, “Aksaray tesadüfen seçilmiş bir şehir değildir.” Bu cümle aslında Anadolu’nun manevi atlasını okuma anahtarı gibi. Çünkü bir şehrin kaderi, içinden geçen büyüklerin nefesiyle şekillenir. Somuncu Baba’nın nefesi, Tapduk Emre’nin irfanı, Yunus Emre’nin duası… Düşünecek olursak, bugün bile duyduğumuz o derin huzur; bir zamanlar pişirilen somunların, söylenen hikmetli sözlerin bereketi olabilir mi?
Somuncu Baba yalnızca bir mürşit değildi. O, halkın ekmeğini yoğuran bir usta, gönlün karanlığını aydınlatan bir rehber, çağının ilerisinde duran bir bilgeydi. Hikmetiyle el tutup yol gösteren, ilmiyle ön açan bir insan… Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey de bu: Bilgiyi paylaşan, ışığı çoğaltan, gönlü zengin insanlar.
Aksaray’ın bu noktada taşıdığı misyon büyük. Çünkü bu şehir sadece taşından toprağından ibaret değil; içinde yaşayan insanların karakterine işleyen bir irfan geleneğine sahip. Belediye Başkanı Evren Dinçer’in dediği gibi, Somuncu Baba’nın yaşantısı bugün bile bize büyük dersler fısıldıyor. Alçakgönüllülük, adalet, ilim, hizmet… Bunlar bir şehrin değil, bir milletin ayakta kalmasını sağlayan direklerdir.
Bugün bizler modern dünyanın koşuşturması arasında kaybolurken, Somuncu Baba’nın bıraktığı miras bize net bir şey hatırlatıyor:
Kendi ışığını arayan, önce kendi gönül evini aydınlatmalı.
Her şey hızla değişirken, ahlakı, hikmeti ve insan olmanın özünü kaybetmeyen şehirler daima ayakta kalır. Aksaray da onlardan biri. Her tören, her anma, her dua belki bize şunu söylüyor:
“Geçmişi anlamadan geleceğe yürünmez.”
Somuncu Baba’nın nefesi bu şehre bir yön vermiş. Şimdi o yönü takip etmek, bu ışığı korumak, hikmetli duruşu yeni nesillere aktarmak da bizim sorumluluğumuz. Çünkü bu toprakların hikâyesi, ancak sahip çıkan olursa yaşamaya devam eder.
Bugün Aksaray sokaklarında dolaşırken insanların yüzünde gördüğümüz tevazu, belki de Somuncu Baba’nın bıraktığı en güçlü mirastır. Ve bu miras bizi hem köklerimize bağlıyor hem de geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.
Aksaray’ın irfanı, Anadolu’nun kalbinde yanan bir kandildir.
Kandilin sönmemesi ise hepimizin gayretine bağlı.